Bizi Takip Edin!
Dil Seçimi:

Konkordato Kanun Yolu Nedenleri – İstinaf Kararı

31.01.2023

Konkordato müessesesinde, yargılama neticesinde verilen nihaî karar (tasdik veya konkordatonun reddi) kararına karşı öncelikle İstinaf kanun yoluna başvurma, İstinaf mahkemesi tarafından verilecek karara karşı ise Temyiz kanun yoluna başvurma imkânı getirilmiştir. Konkordato hakkında verilen ret kararına karşı istinaf/temyiz kanun yoluna başvurma hakkına sadece, konkordato talep eden borçlu veya konkordato talep eden alacaklı sahiptir. Bir diğer ifadeyle, konkordatonun reddi kararına karşı, (konkordato talep etmeyen) müdahil alacaklıların istinaf/temyiz kanun yoluna başvurma hakları bulunmamaktadır. Alacaklıların kanun yoluna başvurması hakkında getirilen tek istisna ise, tasdik kararı verilmesi ihtimalinde günceme gelmektedir. Buna göre tasdik kararına karşı kanun yoluna yalnızca konkordatoya itiraz etmiş alacaklılar başvurabilecektir. Bu durum yalnızca tasdik kararı verilmesi halinde aranmakla birlikte, alacaklıların ayrıca konkordatoya itiraz etmiş olmaları da şarttır. Yani konkordatoya itiraz etmemiş alacaklıların her ihtimalde istinaf/temyiz kanun yoluna başvurma hakkı bulunmamaktadır.

İstinaf/temyiz kanun yoluna başvurma süresi ise 10 gündür. Bu süre içerisinde yapılan kanun yolu başvurularında yapılacak incelemeler ise Hukuk Muhakemeleri Kanunun ilgili maddeleri uyarınca yapılacak ve sonuçlandırılacaktır.

İstinaf/temyiz kanun yoluna hangi hallerde başvurulacağı veya başvurulamayacağı hususunda İstinaf kararları çerçevesinde açıklama yapmakta fayda vardır.

1) İstinaf Kanun Yoluna Yalnızca Alacaklılar Toplantısında Olumsuz Oy Kullanan ve Tasdik Duruşmasına Kadar Konkordatoya İtirazını Bildiren Alacaklılar Başvurabilir.

Kanun düzenlemesinde, alacaklının kanun yoluna başvurabilmesi için konkordatoya itirazını bildirmiş olması şartı aranmaktadır. İİK. 304 madde düzenlemesinde, tasdik duruşmasının görüleceği tarihten üç gün öncesinde kadar yazılı olarak itirazda bulunulması halinde duruşmaya katılabileceği, ancak bir itirazda bulunulmaması halinde ise duruşmada yer alamayacağı kabul edilmiştir.

Konkordato projesi hakkında yapılan alacaklılar toplantısında ret oyu kullanan alacaklının, duruşmaya gelmemesi halinde, konkordatonun tasdiki kararına karşı kanun yoluna başvurma hakkının bulunmadığı gerek yerleşik içtihatlar gerekse doktrinde kabul edilmektedir. Dolayısıyla, alacaklının olumsuz oy kullanmasının yanında, itirazını bildirir şekilde tasdik duruşmasına katılması gerekmektedir. Aksi halde bu alacaklı yönünden istinaf yoluna başvurma imkanı söz konusu olamayacaktır.

2) Konkordatoya Kaydedilmeyen (Çekişmeli) Alacak İstinaf Sebebi Yapılamaz.

Konkordato kapsamında yapılan üzerine yasal süresi içerisinde bildirilen alacağa ilişkin olarak konkordato komiserleri, İİK. 300 uyarınca borçlunun beyanını almak durumundadır. Bu yöntem ile konkordatoya başvuran borçlu tarafından söz konusu alacak çekişmeli hale getirilebilmekte, söz konusu alacağın tamamı veya bir kısmı reddedilebilmektedir.

Konkordatoya başvuran borçlu tarafından alacağın tamamı veya bir kısmının reddedilmesi üzerine, redde konu miktar çekişmeli alacak haline gelmektedir. Bu noktada kanun koyucu, çekişmeli hale gelen alacak hakkında alacaklıya konkordato yargılamasının dışında ayrı bir olanak tanımıştır. Çekişmeli hale gelen alacağın ne şekilde nisaba dahil olup olmayacağı hususunda ise, konkordato yargılamasının görüldüğü ticaret mahkemesinden bir karar alınması gerekecektir. Ne var ki Ticaret Mahkemesi tarafından verilecek bu karar alacağın hangi oranda nisaba dâhil edileceğinin belirlenmesi ile sınırlı olduğundan, maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmemektedir. Dolayısıyla alacaklı, İİK. 308/b madde düzenlemesinin sağladığı olanaktan faydalanarak söz konusu çekişmeli miktar hakkında “Çekişmeli Alacak Davası) açabilecek ve alacağını ayrı bir dava konusu yapabilecektir.

Alacağı çekişmeli hale gelen alacaklı, İİK. 308/b hükmü uyarınca çekişmeli alacak davası açma olanağı bulunduğundan, sırf alacağın konkordato nisabına iddia ettiği şekilde dahil edilmediğinden bahisle tasdik kararına karşı İstinaf/Kanun yoluna başvurması söz konusu olamaz. Zira bu durum ayrı bir yargılama konusu yapılabilecektir.

3) Mahkemenin Müdahale İstemi Hakkında Karar Vermemiş Olması (Tasdik) Kararın Ortadan Kaldırılmasını Gerektirmez

Konkordato yargılaması, çekişmesiz yargı alanı içerisinde yer aldığından, yerleşik içtihatlarda konkordato yargılamasına müdahale edilmesinin mümkün olmayacağı kabul edilmektedir. Uygulama da her ne kadar alacaklıların müdahil sıfatı kazanarak, mahkemeye beyan ve itirazda bulunabilmesi mümkün olabilse de teknik anlamda bir davaya müdahaleden söz edilmesi mümkün olamamaktadır. Dolayısıyla, ilgili alacaklı tarafından mahkemeye yapılan müdahale talebi hakkında bir karar verilmemiş olması, konkordato tasdik kararının ortadan kaldırılmasını gerektirmeyecektir.

4) Borca Batık Olmamakla Birlikte Kısa Vadeli Borçların Derhal ve Tam Olarak Ödenecek Güçte Olunması, Konkordato Koşullarının Oluşmadığı Sonucunu Doğurur.

Konkordato müessesesine, borçlarının vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya borçlarını vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan her borçlu başvurabilmektedir. Konkordatoya başvuran borçlunu, konkordato için gerekli koşulları taşıyıp taşımadığı hakkında yapılacak değerlendirme ise, Cari Oran ve Asit-Test Oranı kriterleriyle yapılmaktadır.

Mahkeme tarafından görevlendirilen konkordato komiserleri, borçlunun borca batıklık durumu ile likitide oranlarının tespitlerini yaparak bir rapor halinde mahkemeyi bilgilendirir. Şayet borçlunun mali durumu borca batık değil ve kısa vadeli borçlarının tamamını derhal  ödeyebilecek güçte olduğu tespit edilirse, bu durumda İİK 285 madde düzenlemesi gereği konkordato koşulları oluşmadığından bahisle konkordatonun tasdikine karar verilmesi mümkün olamayacaktır.

---

Tüm bu açıklanan hususlar hakkında verilen Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi 2021/850 E. 2021/1405 K. Sayılı kararı;

T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
23. H U K U K D A İ R E S İ

ESAS NO : 2021/850
KARAR NO : 2021/1405

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN:
MAHKEMESİ : Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ : 17/09/2020
ESAS-KARAR NUMARASI : 2018/704E., 2020/288K.
KONKORDATO İSTEYEN : ***
ALACAKLI : ***
ALACAKLI :***
ALACAKLI : ***

Alacaklı vekilleri tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ :
İstemci vekili müvekkili şirketin 2011 yılında kurulduğunu, sanayi ve iş makineleri ile bunlara ait yedek parça, teçhizat ve ekipmanlarının üretimini yapmak, otomotiv, sondaj, iç ve dış ticaret ile iştigal ettiğini; 170 kişiyi istihdam ettiğini ileri sürerek konkordatoya başvurduğunu bildirmiştir. İlk derece mahkemesince istemci şirket yetkililerinin gerek konkordato teklifi öncesi, gerekse konkordato mehil sürecinde alacaklıları zarara sokacak işlem ve eylemlerde bulunmadığı, şirketin iflas etmesi durumunda, imtiyazsız alacaklıların herhangi bir tahsilat yapamayacakları gibi, imtiyazlı alacaklıların da alacaklarının tamamına kavuşamayacağı; Yapılan oylamada İcra ve İflas Kanunu'nun 302’nci maddesindeki nisabın sağlandığı gerekçesiyle konkordatonun adi alacaklar yönünden kabulü ile adi alacaklılara Aralık 2020 tarihinden başlamak üzere 36 ay vade ile 4'er aylık eşit taksitler halinde istemci şirket tarafından ödenmesine, davacının rehinli alacaklıya ilişkin konkordato projesinin tasdik talebinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ
1. *** AŞ vekili istinaf dilekçesinde:
- Komiserler kurulu raporunda brüt satışlardaki 40.000.000,-TL ve kârlıklıktaki 5.000.000,-TL’lik artışın nedeninin açıklanmadığı,
- Komiserler kurulu raporunda Silivri işinden 12.000.000,-TL gelir beklentisi olduğu, sekiz aylık dönemde yurtdışı satışlardan elde edilen gelirin 11.000.000,-TL’ye
ulaştığının bildirildiği ancak bu konuda ayrıntılı açıklama yapılmadığı,
- Kâr ve nakit akım beklentilerinin 2018 yılı ile uyumlu olmadığı,
- Müvekkili banka alacaklarının rehinle temin edilmediği,
- Sunulan projenin gerçekleşmesinin mümkün olmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve tasdik talebinin reddini istemiştir.
2. *** AŞ vekili istinaf dilekçesinde:
- Projede alacak tutarlarının yanlış değerlendirildiğini, gerçekçi ve somut olmayan projenin tasdikinin usul ve yasaya aykırı olduğunu,
- Nisabın sağlanmadığını, oylamanın sadece anapara üzerinden yapıldığını,
- Müvekkili bankanın alacak tutarının hatalı hesaplandığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve tasdik talebinin reddini istemiştir.
3. *** AŞ vekili istinaf dilekçesinde:
- Yargılama aşamasında müdahale talebinde bulunduklarını, alacaklarının yanlış hesaplandığını bildirdiklerini ancak mahkemece bu yönde bir karar verilmediğini,
- Alacakları kaydedilmediğinden oy kullanamadıklarını,
- 4 ayda bir ödemeli ve 36 ay vadeli konkordato projesinin alacaklıları zarara uğratacağını; bu suretle kur ve faiz farkları nedeniyle alacakların tamamen tenzilata
uğrayacağını,
- Geçici mühletin 28.09.2018 günü verildiği, karar günü olan 17.09.2020 tarihine kadar tedbir nedeniyle işlem yapılamadığı ve 36 aylık vadenin de eklenmesiyle toplamda 72 aya uzayan bir mühletin hukuka ve iyiniyete uygun olmadığını,
- Yapılandırma sürecinde kullanılması muhtemel kaynaklar için somut çözüm üretilmediğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve tasdik talebinin reddine karar verilmesini istemiştir.

HUKUKİ NEDEN VE GEREKÇE
I- İstinaf hakkı bulunmayan alacaklılara yönelik olarak:
Konkordatonun tasdiki kararları ancak toplantıda olumsuz oy kullanan ve tasdik duruşmasına kadar itirazlarını bildiren alacaklılar tarafından istinaf edilebilir (İİK m.308/a). Konkordatoya itiraz kurumu İcra ve İflas Kanunu'nun 304’üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenmiş ve duruşma tarihinin gösterildiği ilanda alacaklıların duruşmadan en az üç gün öncesine kadar yazılı olarak itiraz etmek suretiyle duruşmada hazır bulunabilecekleri hususunun ayrıca gösterileceği düzenlenmiştir. Bu şekilde itiraz etmeyen alacaklıların duruşmaya katılma hakkı bulunmadığı gibi karara karşı yasa yollarına başvurma hakkı da bulunmamaktadır.

Öğretide “itiraz eden alacaklı” kavramı ile “konkordatoya kaydedilmiş olsun ya da olmasın konkordatonun tasdiki talebinin incelendiği duruşmaya gelerek konkordatonun tasdiki talebinin reddine karşı itirazlarını dile getiren alacaklı”nın kast edildiği ve özellikle konkordatoya red oyu kullansalar bile duruşmaya gelmemiş olan alacaklıların tasdik kararına karşı yasa yoluna gitme yetkilerinin bulunmadığı konusunda fikir birliği vardır (bkz. Postacıoğlu , İ. E.: Konkordato, Ankara 1965, s.93, n.64; Kuru, B.: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, 2.b., Ankara 2013, s.1502; Tanrıver, S./Deynekli, A.: Konkordatonun Tasdiki, Ankara 1996, s.158; Altay, S./Eskiocak, A.: Konkordato ve Yeniden Yapılandırma Hukuku, 5.b., İstanbul 2019, s.354, n.354; Buruloğlu, E./Reyna, Y.: Konkordato Hukuku ve Tatbikat,İstanbul 1968, s.74).

Nitekim Yargıtay da İcra ve İflas Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 04.09.1932 tarihinden bu yana aynı yönde karar vermektedir (Yargıtay 11. HD. 09.10.1989/6449-5145; Yargıtay 19. HD. 03.10.1995/7350-7821).

İstinaf yasa yoluna başvuran *** AŞ ve *** AŞ
vekilleri bu gereklilikleri yerine getirmediğinden adı geçenlerin İcra ve İflas Kanunu'nun 308/a maddesi uyarınca istinaf hakkı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle adı geçenlerin istinaf dilekçelerinin Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352/1-ç düzenlemesi uyarınca reddi gerekmiştir.
II- *** AŞ vekilinin istinaf sebeplerinin incelenmesinde:
a) İcra ve İflas Kanunu'nun 300’üncü maddesi uyarınca konkordato komiseri yazdırılan alacaklara karşı borçlunun beyanını alır. Borçlunun itiraz ettiği alacaklar çekişmeli hale gelir. Bu durumda alacaklının yapması gereken şey, alacağının itirazlı kısmının ne şekilde nisaba dahil edileceği hususunda mahkemeden karar almaktır (İİK m.302/VI). Hemen belirtmek gerekir ki, mahkemenin bu konuda verdiği kararlar maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmediği için çekişmeli alacakların ayrıca dava konusu edilmesine imkân sağlanmıştır (İİK m.308/b).

Açıklanan nedenlerle kaydedilmeyen alacak hakkında dava açma hakkı bâki olup bunların istinaf sebebi yapılmasına ve bu tutarların bölge adliye mahkemesince
belirlenmesine yasal olanak bulunmamaktadır. Bu yöne ilişkin talebin reddi gerekmiştir.

b) Konkordato çekişmesiz yargı alanına tâbi bir iş olup bu şekilde yapılan yargılamaya müdahale edilmesi mümkün değildir. Zira (bilindiği üzere) asli müdahale dava konusu üzerinde bir hak sahipliği iddiasına dayalı olup, konkordatoda yargılama konusu edilen bir sübjektif hak bulunmamaktadır. Fer’i müdahale de ilke olarak rücu’a ilişkin olup konkordatoda bunun da yeri yoktur. Gelinen noktada ilk derece mahkemesinin müdahale istemi konusunda karar vermemiş olması kararın kaldırılmasını gerektirmez. Bu yöne ilişkin talebin reddi gerekmiştir.
c) Konkordato takvimine ve kaynaklara ilişkin istinaf nedenine gelince:
Konkordato mühleti verilmesinin ve dolayısıyla konkordatonun temel koşulu vadesi geldiği hâlde borçların ödenememesi veya ödenememe tehlikesinin bulunmasıdır (İİK m.285). Borçlarını vadesinde ödeyebilecek olan borçlunun konkordato başvurusu kabul edilemez. Borca batıklık konkordatoda ilke olarak bir ölçüt sayılmamış ancak varlıkları borçlarına oranla çok fazla olan işletmenin konkordatoya başvuramayacağı yerleşik Yargıtay kararlarında vurgulanmıştır (Yargıtay İİD, 01.10.1964 gün ve 1964/12958; bkz. Altay, S./Eskiocak, A.: Konkordato ve Yeniden Yapılandırma Hukuku, 5.b., İstanbul 2019, s.670). Diğer taraftan mali tablo analizinde borç ödeme kabiliyetini (likiditeyi) hesaplamaya yarayan birtakım oranlar (rasyolar) bulunmaktadır. Söz gelimi cari oran, işletmenin kısa süreli borçlarını ödeme gücünü ölçmek ve net işletme sermayesinin yeterli olup olmadığını ortaya koymak bakımından önemlidir. Cari oranın ülkenin kalkınmışlığına, sektörün gerekliliklerine göre değişmekle birlikte 2:1, 1,5:1 gibi değerlerde olması yeterli görülmektedir (bkz. Akgüç, Ö.: Mali Tablolar Analizi, 15.b., İstanbul 2013, s.465 vd.). Borç ödeme gücünü ölçmeye yarayan ve cari oranı tamamlayan ikinci bir rasyo da asit-test oranıdır. Bu oranda cari orandan farklı olarak paraya çevrilmesi görece daha uzun zaman alabilecek kalemler hesaplamada dikkate alınmamakta, başka bir söyleyişle nakit ve kolaylıkla nakde çevrilebilecek varlıkların borçları karşılama oranı göz önünde tutulmaktadır.

Asit-test oranının 1:1 olması işletme finansmanında "oldukça iyi" sayılmaktadır (Akgüç, s.471). Bu anlamda konkordatonun temel koşulu olarak ifade edilen vadesi geldiği hâlde borçların ödenememesi veya ödenememe tehlikesinin bulunup bulunmadığının saptanmasında en pratik ve doğru yolun, işletmenin cari oranı ile asit-test oranı başta olmak üzere likidite oranlarının değerlendirilmesi olduğu sonucuna varılmaktadır (bkz. Karakaş, C.F.: Borca Batık Olmayan Borçlunun Tenzilat Konkordatosu İstemi ve Seçenekli Konkordato Projesi, Medeni Usul ve İcra-İflas Hukuku Dergisi, C.XVI, 2020/3, S.47, s.782 vd.).

Somut olaya dönüldüğünde:
İstemci şirkete kayyım olarak atanan ****'dan rutin olarak vermesi gereken raporlar (İİK m.306/II) kapsamında birtakım bilgiler ve bu arada şirketin borca
batıklık durumu ile likidite oranlarını bildirmesi istemiştir. Konkordato kayyımının 27.07.2021 havale tarihli raporunda şirketin varlıklarının rayiç değerinin 31.895.707,97 TL, borçlarının ise 29.006.882,55 TL olduğu ve borca batık durumda bulunmadığı;
Cari oranın 1,28 seviyesinde olduğu ve sektörel olarak 1'den büyük olmasının beklendiği,
Asit-test oranının ise 1,17 seviyesinde olduğu, bunun da sektörel olarak 1'in üzerinde bulunmasının beklendiği,
Şirket gelirlerinin artarak devam ettiği,
Gelecek iki ay içinde (yani Ağustos-Eylül 2021) 8-9 milyon lira seviyesinde daha kâr elde edeceğinin beklendiği bildirilmiştir.
Bu bilgilerin bir arada değerlendirilmesinden:
İstemci şirketin borca batık olmadığı gibi kısa vadeli borçlarını derhal ve tam olarak ödeyebilecek güçte olduğu ve dolayısıyla konkordatonun temel koşulu olan "borçları vadesinde ödeyememe" (İİK m.285/I) koşulunun oluşmadığı,
Bu haliyle "Aralık 2020 tarihinden başlamak üzere 36 ay vade ile 4'er aylık eşit taksitler halinde ödeme" şeklinde formüle edilen konkordato projesinin alacaklıları faiz haklarından mahrum eden, gereksiz yere ve alacaklıları zarara uğratacak şekilde vade uzatımı niteliğinde olduğu, istemci şirketin konkordatoyu amacının dışında ve bir finansman enstrümanı olarak kullandığı anlaşılmış ve buna layık olmadığı görülmüştür.
Yukarıdan beri yapılan açıklamalara göre ilk derece mahkemesi kararının
düzeltilerek istemin reddine karar verilmesi gerekmiştir (HMK m.353/1-b.2).

HÜKÜM :
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
I- Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 17.09.2020 gün ve 2018/704 E ve 20200288 K sayılı kararına yönelik olarak:
a. Alacaklılar *** AŞ ve *** AŞ vekillerinin istinaf dilekçelerinin reddine,
b. Alacaklı *** AŞ vekilinin alacaklarının nisaba katılmasına ve tutarının belirlenmesine yönelik istinaf sebebi ile müdahale isteminin kabul edilmeyişine ilişkin istinaf sebeplerinin reddine,
c. Alacaklı *** AŞ vekilinin konkordato takvimine ve kaynaklara ilişkin istinaf sebeplerinin kabulü ile:
HMK m. 353/1-b.2 gereğince, Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/704E., 2020/288K. sayılı dava dosyasında verdiği 17/09/2020 tarihli KARARINI DÜZELTEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE.
Buna göre:
"Konkordato tasdik talebinin REDDİNE,
Yargılama giderlerinin yargılamanın çekişmesiz olması nedeniyle istemci şirket üzerinde bırakılmasına,
Alınması gereken 54,40 TL harçtan peşin alınan 35,90 TL harcın mahsubu ile eksik 18,50 TL harcın yargılamanın mahiyeti gereği istemci şirketten alınarak Hazineye gelir kaydına,
İstemci tarafça yatırılan ve kullanılmayan gider avansının H.M.K.’nun 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde istemciye tarafa iadesine"
II-İstinaf edenlerden alınan istinaf harçlarının iadesine,
III-İstinaf edenlerce yatırlan 66,70 TL istinaf posta giderinin istemci şirketten alınarak adı geçenlere verilmesine,
IV- Avansın kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine.
V-HMK m. 359/4 gereğince kararın taraflara resen tebliğine; tebliğ, harç tahsil
müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına.
06/10/2021 tarihinde dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, İİK'nin 308/a maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren 10 gün içinde, kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 07/10/2021

Diğer Haberler
Web sitemizdeki çerezleri (cookie) kullanıcı deneyimini artıran teknik özellikleri desteklemek için kullanıyoruz. Detaylı bilgi için tıklayınız.
Kabul Et